21. Yüzyılda Türkiye’deki Dernekleşmeye İstatistikî Bakış

AB ve diğer gelişmiş ülkelerde ki STK’ larını ülkemiz ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’ de örgütlü sivil toplum kavramının günümüz itibariyle yeterince gelişmediği görülse de, istatistikî verilere baktığımızda son on yıldaki dernekleşmenin / örgütlü sivil toplum anlayışının, Türkiye’ de hızlı arttığı da bir gerçektir.
Türkiye’ de dernekleşme hareketleri; mevzuatlardaki yenilikler ile son 10 yıl içinde büyük mesafe kaydetmeye başlamış. Özellikle 2004 yılından itibaren de derneklerin faaliyetlerini sivil birimlerin takip etmeye başlaması ile dernek kurulması ve örgütlenme sürecinde de önemli atılımlar gerçekleşmiştir. Dernek sayısına baktığımızda 2009 Mayıs sonu itibarıyla ülkemiz genelinde faaliyet gösteren, 81538 derneğin, yaklaşık olarak 56.000’ni 2000 yılından itibaren kurulan derneklerdir. Bu sayı, sivil toplumun son yıllarda güçlenmeye başladığı ve ulusal ve uluslar arası etkinliğini arttırmaları anlamında çok şeyi ifade ettiği görülecektir. Ülkemizin toplam nüfus sayısı ile mevcut dernek sayısı ile değerlendirme yapıp, gelişmiş ülkeleri ölçü aldığımızda, sayıca ve derneklere üye ya da gönüllü olma anlamında çok gerilerde olduğumuz ortaya çıkmaktadır. İngiltere örneğine baktığımızda, bu ülkede yaklaşık olarak 160.000 dernek (2005) ve toplam 400.000 civarında sivil toplum örgütü olduğunu ve bir derneğin de 2 milyon üyesi olabilmektedir. Hatta kuzey Avrupa ülkelerinde nüfuslarının 3-4 katı oranda sivil toplum örgütlerine, üyelik/ gönüllülük olduğunu görüyoruz.
AB ve diğer gelişmiş ülkelerde ki STK’ larını ülkemiz ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’ de örgütlü sivil toplum kavramının günümüz itibariyle yeterince gelişmediği görülse de, istatistikî verilere baktığımızda son on yıldaki dernekleşmenin / örgütlü sivil toplum anlayışının, Türkiye’ de hızlı arttığı da bir gerçektir.
Ülkemizdeki derneklerin faaliyet alanı sorgulamasını yaptığımızda çok farklı sonuçlara ulaşmamız mümkündür. Gerek sayı gerekse etkinlik anlamında faaliyet gösteren derneklerimize ana hatlarıyla değerlendirirsek çok farklı sonuçlar elde ederiz. Şöyle ki, Türkiye’de ki aktif yoğun nüfus hareketi birçok ülke de olmayan, hemşeri derneklerini ortaya çıkarmış ve bunlar tüm derneklerin içerisinde % 10 oranında (8.434)sayıya ulaşmışlardır. Hemşeri dernekleri; köy, ilçe ya da üst oluşum olarak il, bazen de çok az sayıda bölge anlamında dayanışmayı sağlayarak, örgütlü bir yapıya gitmişlerdir. Ülkemizde Mesleki Dayanışma Dernekleri (15.510) sayıca olduğu gibi etki anlamında da en büyük örgütlü sivil toplum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu grubun içerisinde İş Adamlar Dernekleri, ülkemizin ekonomik ve sosyal politikalarının oluşturulmasına temel katkı sağladığı gibi uluslararası alanlarda da etkili olmaktadırlar.
Yardım Dernekleri 13.634 gibi büyük bir sayı ile mesleki dayanışma faaliyetlerini sürdüren derneklerden sonra ikinci büyük sivil toplum yapısı olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Ülkemizde sosyal yaralarının kapanmasında çok önemli bir fonksiyonu yerine getirdikleri gibi, klasik yardım mantığının değişmesine de öncülük ederek derneklerin önünü açmada çok önemli rol oynamaktadırlar. Bu çerçevede değerlendirirsek Türk Kızılay’ının yeniden yapılanarak, amaçlarını gerçekleştirmede önemli merhaleler kaydetmesi, Kimse Yokmu, Deniz Feneri, Cansuyu, Yeryüzü Doktorları gibi derneklerin yaptıkları faaliyetler ile uluslar arası arenada ülkemizin yüz akı olmaya başlamaları ayrıca değerlendirilmesi gereken husustur. Cami yapımı, başka bir deyişle ibadethanelerin desteklenmesi amacıyla kurulan derneklerin sayısına baktığımızda 13.400 gibi yüksek sayı ile karşılaşıyoruz. Bu derneklerin faaliyetleri bazı çevreler tarafından küçük görülüp STK olarak görmek istenmese de tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sivil toplum örgütü olarak, yaptıkları açıkça görülen STÖ’ ler arasındadır. Ayrıca halkımızın bu tür yapıları, sivil toplum örgütlenmesi yoluyla desteklemesi, takdir edilmesi gereken bir husustur.
Spor alanında faaliyet gösteren dernekler, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de, ulusal ve uluslar arası tanıtımda, etkili bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Tanıtımdan önce asıl faaliyetlerinin merkezinde çocuk-genç topluluğunun ruh ve beden sağlığının olumlu yönde gelişmesi için çalışmaları çok önemli bir husus olarak göze çarpmaktadır. Ülkemiz genelinde spor derneklerinin 12.380’ ü faaliyet göstermektedir. Engelli derneklerini sayı ve etkinlikleri açısından değerlendirdiğimizde, nüfus oranının çok uzağında bir örgütlenme içerisinde olduklarını görüyoruz (489). Genel olarak İnsan hakları alanında ( kadın, çocuk, politik, düşünce kuruluşları vb) kurulan derneklere baktığımızda 1653 derneğin faaliyette olduğunu görüyoruz. Bu tür dernekler, ülkemizin katılımcı demokrasi sürecine çok önemli katkı sağlamaktadır. Bu alanda çıkarılan kanunlarda derneklerin görüşleri etkili olmaktadır. Araştırma alanında faaliyet gösteren derneklerin az sayıda görünmesi yapısından kaynaklanmaktadır. Daha çok alanında uzman kişilerin oluşturduğu bu nevide 2223 dernek faaliyetini sürdürmektedir.
Ülkemizde Demokrasinin dördüncü kuvveti olan basın, örgütlenme anlamında çok gerilerden gelmekte 174 dernekle faaliyet gösterdiklerini görüyoruz. Görsel basın anlamında ise 6 derneğin faaliyet göstermesi iç karartıcı bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.
Dernekler arasında, yaptıkları faaliyetler ile insan hayatının 24 saatine dolaylı ya da direkt olarak etki eden çevre dernekleri (1028 dernek)her ne kadar sayıca az görünse de sayı ve örgütlenmesi çok hızlı olan sivil toplum grubu olarak göze çarpmaktadır. Bu tür derneklerde, Devletimizin çevre politikalarını oluşturmasında etkili olmaktadırlar. Kuran Kursları ve dini eğitim amaçlı derneklerimize bakıldığında bunların dağılımı illerin sosyal dokusu ile örtüşmektedir. Bu tür dernekler gençlerimize, dini eğitimin yanında, ortaöğretim ve yüksek öğrenimde eğitim görmelerine destek olmaktadır.
Bölgelerimizdeki dernekleşmeye de kısaca göz atarsak, Marmara Bölgesinde 28.864 dernek ve 21 milyon nüfusun dernekleşme oranı, 1 derneğe 729 kişi olarak görülmektedir. Bu bölgemizde İstanbul’da faaliyette bulunan 17 bini aşkın dernek, bölgedekilerin % 70’ ini teşkil etmektedir. Her ne kadar dernek sayısında Marmara Bölgesi Fazla görünüyorsa da, oran olarak Karadeniz Bölgesindeki dernekleşmeden (7.4 milyon nüfusa göre 1 derneğe 722 kişi ) ile geride kalmaktadır. Bu bölgemizde 10363 dernek faaliyetini sürdürmektedir.
Ege Bölgesinde 7829 dernek ve 9.9 milyon nüfusun, dernekleşme oranına baktığımızda, Türkiye ortalamasının üstünde olduğu ve 1 derneğe 799 kişi düştüğü görülmektedir. Bu bölgemizde İzmir toplam dernek sayısının 1/3 ünü ev sahipliği yapmaktadır.
İç Anadolu Bölgesinde de Ankara, bölgedeki dernekleşmenin ana omurgasını oluşturmakta, 15.218 derneğin % 50 si başkentimizde faaliyet göstermektedir.
Doğu Anadolu Bölgesi, 6.170 milyon nüfus, 3812 dernek ve 1 derneğe 1619 kişi oranı , Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, 3055 dernek ve toplam 6.800 bin nüfusa düşen dernekleşme oranı, 1 derneğe 2226 kişi, ile örgütlenmenin en az olduğu iki bölgemizdir..
Bölgelerimizdeki farklı düzeyde örgütlenmeyi, sosyal ve kültürel yapı, ekonomik durum, eğitim seviyesi gibi unsurlar etkilemektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olduğu gibi, yüz ölçümüne göre yoğun nüfusa rağmen, bölgedeki sosyal hayat düzeyi, ekonomik durum, aşırı göç,eğitimin durumu bölgedeki örgütlü toplum bilincinin diğer bölgelere göre çok yavaş olmasına sebep olmuştur.
Sonuç itibarıyla, ülkemizdeki örgütlü toplum anlayışı “ doğru duvara doğru çiviyi çakarak” güçlenip, ülkemizde katılımcı demokrasin gelişmesi ile doğrudan bağ oluşturarak etki sahasını arttırmaya devam edecek, böylece kazanan örgütlenmiş sivil toplum olacaktır.







Turgay ESEN
Rize İl Dernekler Müdürü
Kaynak: USİDER