AİLE DOSYASI
Aile toplumun en küçük yapı taşını oluşturur. Ailedeki sıkıntılar topluma, toplumdaki sıkıntılar aileye yansır. Sağlıklı toplumu, sağlıklı aileler oluşturur. Ailenin sosyokültürel durumu, toplumun sosyokültürel durumunu belirler...
AİLENİN ÖNEMİ
Aile, bireyin ve toplumun fonksiyonlarında en temel öğedir. Aile, bireyin yaşamında çok önemli bir yer tutan beslenme, bakım, sevgi ihtiyacı, duygusal gelişim, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma, sağlıklı zeka gelişimini sürdürme gibi temel ihtiyaçlarını karşıladığı birincil yer ve çevredir.
Aile üyeleri arasındaki ilişkiler ve aile ortamı, psikososyal yönden gelişen bireyin en çok etkileşime uğradığı yerdir. Bu ilişkiler, bireyin kendine güvenmesini, kendine ve diğer bireylere sevgi duymasını, kimlik kazanmasını, kişilik gelişimini, sosyal beceriler geliştirmesini ve topluma adaptasyon sürecini olanaklı hale getirir.
Aile birliğinde, aileyi oluşturan bireyler birbirinden etkilenir . Bu durumu aynı vücutta bulunan organlara benzetebiliriz. Her yönden etkileşim içerisinde, bir bütün olarak, aileyi yaşayan bir organizma saymak yanlış olmaz. Organların birindeki arıza, diğer organların ritmini, işleyişini ve fonksiyonelliğini etkiler.
Ailenin kendi içerisinde etkileşen bir sistem oluşu, bu yapı içerisinde, bu yapıyı oluşturan üyelerin bazı kurallara uyması zorunluluğunu getirir. Bu yapı içerisindeki her birey kurallara uymak, karşılıklı olarak rolleri üstlenmek ve mevcut yetkileri paylaşmak durumundadır.
Aileyi bir organizma olarak ele almıştık. Bu organizmada bir denge hali söz konusudur. Aile bireylerinin etkileşim ve iletişimindeki problemler, rollerdeki karmaşa, yetkilerin yersiz ve yanlış kullanılması, bu yapı içerisindeki kuralları çiğnemek, yerleşmiş olan mevcut dengeyi bozar.
Kuralların çok aşırı katı ve çok aşırı esnek olmaması aileyi daha güçlü hale getirir. Kuralları çiğneyen bireye karşı, diğer aile bireyleri ortak cephe alırlar. Kuralları çiğneyen aile bireyine, genelde diğer aile üyelerinin gösterdiği tepki, yanlışı yapan kişiyi yaptığı yanlıştan vazgeçirmeye çalışmak, görmezlikten gelmek, konuşmamak, pasif direniş göstermek, azarlamak, cezalandırmaya çalışmak, alay etmek gibi değişik reaksiyonlar şeklinde olabilir.
Aile fonksiyonlarını ele alırken , evde yaşayan diğer üyeler , akraba ve arkadaş çevresi de bazı sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir . Aynı zamanda bu etkileşim sürecinde adı geçen bireyler, mevcut sorunların daha da ağır hale gelmesine, hatta bazen çözümsüz hale yaklaşmasına sebep olabilir. Bu durum geleneksel Türk aile yapısında sık bir şekilde görülebilir. Bu durumun telafisi veya hiç olmaması için ailenin tam fonksiyonel halde olması, kurallara uyulması, rollerde karmaşanın olmaması, iletişim ve etkileşimin yeterli olması gereklidir.
Aile üyeleri içinde yetki paylaşımı vardır. Yetkiyi şu şekilde tanımlayabiliriz: Aile içindeki bir bireyin, diğer bir bireyin davranışını değiştirme gücüne sahip olmasıdır. Genelde aile içindeki ihtiyaçları (ailenin maddi ihtiyaçları, sağlık gereksinimleri, sosyal faaliyetler, sevgi gereksinimi, vb) karşılayan üyenin yetki gücü daha fazladır. Bu yetki gücü durumu, kültürel ve toplumsal değerlerinde etkisi altındadır.
Aile fonksiyonelliğinde, sağlıklı aile için bir diğer önemli husus, aileyi oluşturan bireylerin aile adına verilen kararlara katılmasıdır. Bu durumda herkesin makul derecede, ihtiyaç ve isteklerine saygı gösterilmesi çok büyük önem taşır. Bu durum karşılıklı güven ortamının devamını sağlar.
Bir diğer önemli hususta şudur, aile içindeki bireylerin duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmeleri ile ailenin sağlıklı fonksiyonları arasında çok büyük bir bağ olmasıdır. Sınırları kapalı, aileyi oluşturan bireylerin, duygu ve düşüncelerini rahat ifade etmemeleri ile herkesin kendi dünyasında yaşadığı bir aile yapısında ise bireylerde değişik sıkıntılar zamanla oluşmaya başlar. Bu sıkıntılar arasında, depresyon, endişe ve huzursuzluklar, düşmanlık duyguları, suçluluk hisleri gibi duygulara çok sık rastlanır . Sınırları açık ve herkesin rahatça kendini ifade edebildiği ailelerde ise bunun tam tersi olarak, iyi niyet, karşılıklı anlayış ve işbirliği, ortak düşünceler, birbiri için fedakarlık, birbirine karşı samimiyet ve sevgi, geleceğe güven ile bakma gibi durumlara rastlanır.
Ailede iletişim ve bununla beraber etkileşim en önemli konudur. İletişimin olmadığı herhangi biz zaman yoktur. İki insan yan yana olduğunda, hiç konuşmamanın bile, bir anlamı vardır. Yanlış iletişim ve etkileşim durumu veya yetersiz iletişim durumu ailelerdeki sorunlara yol açan nedenlerin başında gelir. Aile bireyleri birbirleri ile sözlü yada jest ve mimikler ile anlaşırlar veya bu durumdaki aksama aileyi çok olumsuz etkiler.
Ailedeki normal iletişim ve etkileşimi engelleyen faktörler:
-Aileyi ve bireyleri ilgilendiren konular üzerinde, yüzeysel konuşma
-Aşırı soru sorma, yersiz şüphe ve tereddütler
-Yapay ilgi gösterme
-Konuşma ve izah etme olmadan, karşı tarafın hareketlerini, düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma
-Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi
-Sorulan soruları cevapsız bırakma
-Bireylere söz ile baskı kurmaya çalışma
-Abartılı bir şekilde onaylama veya reddetme
-Sık sık öneride bulunma veya kişisel düşünceleri kabule zorlama
-Suçlama, eleştirme, olumsuz değerlendirmeler yapma
-Emir verme, tehdit etme
-Samimiyetten uzak kalma , yalan söyleme
-Alay etme, küçük düşürmeye çalışma , fikirlere değer vermeme
-Olayların olumsuz yönlerini çıkarmaya çalışma
-Küçük hataları çok abartma
-Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme
-Ortak faaliyetlere gereken önemi vermeme
-Karşıdakini ifade etme imkanı tanımama
Bu şekilde iletişim ve etkileşim içinde bulunan aile yapısında bireyler arası iletişimde, karşıdaki kişiyi rahatsız etme, yüz kızartma, sert şekilde bakma , yüz buruşturma,konuşmama, yalan söyleme gibi durumların gözükmesi olağandır.
Unutulmamalı ki yaşayan her fert; kendine özgü anlayışı, kişiliği, değer yapısı, entelektüel düzeyi, duygu ve düşünceleri, kimlik yapısı, yetişme tarzı, sosyokültürel statüsü ile yaşayan, hisseden, etkilenen biyopsikososyal bir bütündür. Bu durumda konuşulan her sözün, verilen her mesajın, her jest ve mimiğin iyi veya kötü manada karşıdaki kişide bir etki yaptığı kesindir.
Aile üyeleri birbirinden aldıkları mesajlar ile kendilerini değerli veya değersiz, kendilerini güvende veya güvensiz hisseder. Bu durum onların psikososyal ve sosyokültürel konumlarını, işlevselliklerini ve ruhsal durumlarını etkiler. Sonuç olarak sağlıklı birey, sağlıklı ve bütünlüğü ile fonksiyonel aileyi oluşturacak, sağlıklı aile sağlıklı toplumu oluşturacaktır.
AİLE ÇEŞİTLERİ
İdeal Aile: İster yalnız baba çalışsın , ister anne baba birlikte çalışsın, isterse göç etmiş olsun, evde rol dağılımı ve yetkilerin ortak olduğu, kurallara sonuna kadar bağlı, ortak kararlarda ortak söz sahibi olan, birbirinin hak ve hukukuna saygılı, çocukları ve evdeki diğer bireyler ile her yönden yakından ilgili, kişilerin aile ortamında kendini huzurlu hissettiği, karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde yerleşmiş yapısı ile tamamen fonksiyonel olan aile yapısıdır.
Sorunlu Olabilecek Aile Tipleri:
1-Babanın çalıştığı, daha çok ev hakkında annenin söz ve kurallarının geçerli olduğu, Çocuklarının bakımının tamamen anne üzerinde olduğu, babanın çoğu zaman çocukları ile mesafeli olduğu aile
2- Anne babanın deneyimsiz olması , genç yaşta evlenmeleri , istemeyerek çocuk sahibi olmaları, çocuk konusunda anlaşamamaları ve çeşitli nedenler ile sürekli anlaşmazlık göstermeleri ile kendini gösteren aile tipidir.
3- Anne ve baba daha çok kendi işleri ile yüklü, çocuk küçükse büyük anne baba veya dadıya bakımının bırakıldığı, büyükse kendi haline bırakılan aile tipidir. Bu durumda çocuktan sürekli düzen ve disiplin istendiği aile tipidir.
4-Aile daha çok atadan gelen geleneklere bağlıdır . Çocuğa davranışın önemi konusunda çok fazla bilgili olmayan aile yapısıdır.
5-Kırsal bölgelerden kente göç eden, sosyal, ekonomik ve uyum açısından bazı problemler ile karşılaşan aile yapısıdır.
ANNE VE BABANIN AİLE ORTAMINDAKİ YERİ
Anne babanın ve aile ortamının çocuğun ilk doğduğu andan itibaren devam eden süreç içerisinde çocuğa etkisi büyük olmaktadır. Anne babanın kişilik yapıları , eğitim durumları, meslekleri, zeka düzeyleri, bedensel ve ruhsal hastalıkları, psikososyal durumları, sosyokültürel statüleri, yetişme tarzları ve kendi anne babalarından gördükleri muamele, çocuğa yaklaşım tarzları, çocuk için ayırdıkları vakit vb. durumlar, çocuğu birinci planda etkiler.
Çocuğun bu türlü anne baba etkileşiminin yanı sıra, ailenin sosyoekonomik durumu, ailenin teknolojiden yararlanışı, ev ortamının yeterliliği,ev ortamındaki huzur ve anlaşma durumu, yaşanılan şehir, evin bulunduğu sosyokültürel çevre, sosyal imkanlar, devletin sunduğu imkanlar, okul ve öğretmen durumu , akrabaların durumu ve konumu, sağlık hizmetlerinden yararlanma, iletişim ve medya araçlarının durumu ve buna benzer sayılmayacak kadar etken ile çocuk etkileşim içerisindedir. Bütün bu etkileşimler ile çocuğun psikososyal, sosyokültürel gelişim ve şekillenmesi sağlanır.
Olumsuz mesajların ve iletişimin ailenin her bireyine, özellikle çocuklara etkisi çok fazladır. Unutulmamalı ki yaşayan ve gelişen bir psikososyal varlık olan çocuk; konuşulan her sözden, her jest ve mimikten, her tavır ve durumdan, iyi veya kötü olarak etkilenecek ve bu etkilenme ile çocuğun kimlik, kişilik ve psikososyal yapısı şekillenecektir.
İdeal davranış ve ideal aile ortamı çocuğun sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişmesini sağlayacaktır. Aksi takdirde aile fonksiyonelliğindeki arızalar çocuklarda ve aile bireylerinde psikiyatrik rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterecektir. Çocukların genel durumu aileden, çevre ve toplumdan kesinlikle etkilenecektir. Sağlıklı bireyler yetişmesi için fonksiyonel ailelere ihtiyaç vardır. Açının kollarını bu duruma örnek verebiliriz. Açının oluşma yerindeki açıklık ile sonundaki açıklık arasında büyük fark vardır. Yani çocukluktaki her yanlış veya doğru etki ileride kendini bir davranış, bir söz, bir tepki ile bir bütün içerisinde kendini gösterecektir. Hayatın temel kurallarından bir tanesi de etki tepki prensibidir. İyi veya kötü her etki o çeşitten bir tepki veya belirti olarak ortaya çıkacaktır.
İsterseniz bazı etki tepki örnekleri verelim:
Etki-1-: Çocuğu sevmek, değer vermek , kabul edip onaylamak, ailede güven ortamı oluşturmak, sevdiğini ve kabullendiği söz ve davranış olarak aktarmak, yeri geldiğinde sabırlı ve ilgili olmak
Tepki-1-: Normal gelişim, kendine güven, insana ve topluma sevgi, başarılı bir sosyal adaptasyon
Etki-2-: Çocuğu kabullenmemek , açıkça istememek, bu durumu yeri geldiğinde söz ve davranışlar ile belli etmek, bazı gereksinimleri (sevgi, bakım, gelişime ait, vb.) ihmal etmek
Tepki-2-: Kendine, aileye ve topluma güvensizlik, sınırlı duygusal yapı, yalnızlığa ve suça eğilimli olma, aynı patolojik davranışı toplum içerisinde sergileme
Etki-3-: Çok aşırı titiz olma, aşırı kıyaslama, sık sık eleştirilerde bulunma, hep daha iyisini isteme, başarılardan tatmin olmama ve onaylamama, uyumsuzluk içinde olma, kendini ifade etmesine izin vermeme
Tepki-3-: Çekingen , kararsız, başkaları tarafından yargılanma korkusu içinde bulunma, kendine güvensiz olma, kabiliyetleri ve becerileri olmasına karşın onları ortaya koyamama
Etki-4-: Çok aşırı müdahaleci, çok aşırı koruyucu kollayıcı olma, çocuğun kendini ortaya koymasına izin vermeme, çocuğun yerine bazı görevleri üstlenme, ona olduğu yaştan daha küçükmüş gibi muamelede bulunma, sınırları aşırı gevşetme, aşırı şımartma, kuralsızlık
Tepki-4-:Kabiliyet ve becerileri gelişmemiş, sosyal gelişimi yetersiz, devamlı talepkar, başkalarına bağımlı, beklenen olgunluğa ulaşamamış, çok çabuk karşı gelme, sosyal çevresine adaptasyonda zorlanan, engellenmeye tahammülsüz olma
TOPLUM VE AİLE ETKİLEŞİMİ
Aile toplumun en küçük yapı taşını oluşturur. Ailedeki sıkıntılar topluma , toplumdaki sıkıntılar aileye yansır . Sağlıklı toplumu, sağlıklı aileler oluşturur. Ailenin sosyokültürel durumu, toplumun sosyokültürel durumunu belirler. Toplum ve aile sürekli iyi veya kötü etkileşim içerisindedir.
Aile toplum etkileşimi sağlıklı olmaz ise ailede ve toplumda bazı sıkıntılar oluşabilir. Aile, içinde bulunduğu toplumun durumuna göre şekillenir. Toplumun ve ailenin yapısına etki eden bir diğer noktada devletin topluma ve aileye sunduğu sosyokültürel imkanlardır. Bu imkanların bol olduğu toplumlarda bazı sıkıntıların oluşmasının önüne geçilmiş olur. Devletin sunduğu imkanların yetersizliği veya toplumdaki sosyoekonomik ve sosyokültürel sıkıntılar toplum ile beraber aileyi de etkileyecektir.
Toplumu ve aileyi, özellikle de çocukları etkileyen bir diğer etkende medyadır. Medyanın iyi ve kötü yönde bir çok etkisi bulunmaktadır. Medyanın zararlı etkilerinden ailenin ve aileyi oluşturan bireylerin korunması gerekir. Bunun içinde aileyi oluşturan bireylerin bilinçli olması gerekmektedir. Unutmayınız ki bazı zararları oluşmadan önlemek mümkündür.
Toplum içerisinde infonksiyonel ailelere müdahalede bulunacak, onların her türlü sorunları ile ilgilenecek, yeri geldiğinde sosyoekonomik destek sağlayacak, organize ve yetkileri devlet tarafından desteklenmiş, tecrübeli ekiplerin bir arada olduğu, kamu birimlerine ihtiyaç vardır.
Toplum aile etkileşimi hemen her konuda mümkün olmaktadır. İdeal toplumun kurulması, sağlıklı bireylerin oluşturduğu aileler ile mümkün olduğuna göre, ideal toplum için, ideal aile yapısı, ideal aile fonksiyonelliği, aile psikiyatrisi her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu konuda geniş çaplı çalışma, profesyonel ve tecrübeli ekiplere, bilimsel verilere ihtiyaç vardır.
Kaynak: Melek Durukan, Aile ve Toplum
ÇOCUK VE GENÇ EĞİTİMİNDE İDEAL ANNE-BABA DAVRANIŞLARI
21 Yüzyıla girdiğimiz şu yıllarda geleceğimizin teminatı olan çocuklar için yapılan her şey gelecek adına önemli yatırımlardır. Bu konuda çocuk ve ergen psikiyatrisi çalışanı olarak, atılacak her türlü faydalı adımın yanında olduğumu belirtmek isterim. Bana göre faydalı adımların en önemlilerinden biri çocuk psikiyatrisi konusunda, değerli anne babaları bilgilendirebilmektir.
1-) Anne babaların, çocuk psikolojisi ve eğitimi hakkında bilgi sahibi olmaları, genel psikiyatrik bozukluklar konusunda kısmi olarak okuyup öğrenerek genel olarak yabancı kalmamaları önemlidir.
2-) Anne babaların çocuk büyütmeyi sadece besleme, giydirme, barındırma, koruma olarak algılamayıp bunlara ek olarak çocuklarının ruhsal yönünü ihmal etmeden, duygusal olarak da onların gelişim basamaklarına göre ihtiyaçlarını karşılamaları gerekmektedir.
3-) Anne babaların isteyerek çocuk sahibi olmaları ve özellikle dünyanın en zor sanatı olan çocuk yetiştirme konusuna istekli ve sabırlı olmaları gerekmektedir.
4-) Vakit ayırma! Yani beslenmeye, uyumaya, eğlenmeye, çalışmaya, TV izlemeye vb günlük aktivitelerimize zaman ayırdığımız gibi, çocuklarımız ile sadece onlara ayırdığımız vakitler ile ilgilenmek ve onların ruhsal durumlarının farkında olmak, aradaki iyi ilişki zeminini bu vakit ayırma ile artırıp sorunların oluşmasını, oluşsa bile sorunların artmasını engellemek.
5-) Onlar için ideal ve huzurlu bir aile ortamı sağlayarak, fiziksel ve psikolojik olarak rahat gelişebilecekleri aile ortamını hazırlamak. Bu ortam onların bebeklik, erken çocukluk, okul ve ergenlik yıllarında sürekli bulunmaktan mutlu olacakları ve diğer ortamlara tercih edecekleri bir ortam olmalı. Bu ortamda çocuklar kendilerini her yönden olumlu ve problemsiz geliştirebilecek ve sorunsuz bireyler olarak toplumda yer almalarını kolaylaştıracaktır.
6-) Anne ve babanın ayrı ayrı çocuğa değer verildiğini hissettirmesi, bunun için sürekli sevgi mesajları, varlığını önemseyen tavırları ile çocuklarını yetiştirmeleridir.
7-) Çocuğun yaşına uygun görevleri verilerek desteklenmesi ve olumlu yönlerin anne baba tarafından mükafat ve ödüllendirilmesi gerekmektedir.
8-) Yanlış ve ileride sorun olabilecek davranış ve tutumların uygun bir sınırlama ile devamını engellemeleri, yaşa uygun cezalandırma şekillerini iyi ilişki zemininde uygulamaları gerekmektedir
9-) Çocuğa aşırı koruma ve kollamanın olmaması, anne babanın ayrı ayrı tutum sergilememesi, yaşa uygun davranılması, başkaları ile kıyaslanmaması (kardeş, arkadaş vb.) gerekmektedir.
10-) Olabilecek sorunlara zamanında müdahale, arkadaş çevresi, sosyal ortam, ideal eğitim vb konularda dikkatli olmaları gerekmektedir.
Anne babalar gecelerini gündüzlerine katıp her yönü ile mükemmel bir çocuk yetiştirmek için uğraşmakta ve bunun için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Her anne babanın ideal çocuk yetiştirmek için bilmeleri ve dikkat etmeleri gereken önemli noktalardan biri de çocuklarının psikolojik gelişimi ve ruhsal durumlarıdır. Bazen anne babalar çocuklarına yedirdikleri yemek kadar, giydirdikleri giysi kadar bile çocuklarının ruh sağlığını düşünememekte ve bu yönü ihmal etmektedirler. Psikolojik yönü ihmal edilmiş çocuklar aileler ve toplum adına önemli sorunları beraberinde getirecek ve onların üzerine kurulacak, gelecek adına güzel hayalleri tehlikeye atabilecektir.
Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum . Bir problemin farkında olmanın en temel şartı, o problem hakkında daha öncede bilgi sahibi olmaktır. Örneğin; Anne babalar çocuklarının ateşi yükseldiğinde nasıl davranacaklarını bilirlerse, çocuklarını önemli sağlık sorunları oluşmadan koruyabilecekleri gibi aynı şekilde psikolojik sorunların farkına varma ve nasıl davranacağını bilmek önemli sorunlar oluşmadan başlangıç noktasında problemin oluşumunu ve devamını engelleyecektir.
Anne babaların çocuklarının psikolojik sorunlarının farkına varmaları , o sorunlar karşısında ne yapacaklarını bilmeleri ve doğru yaklaşım ile doğacak önemli sorunları engellenebilmesi mümkün olmakla birlikte bir çok aile, sonuna kadar bekleyip geç dönemde müdahale yolunu seçmektedir. Psikolojik sorunları açının kolları örneğine benzetebiliriz; Açının kollarının çıktığındaki aralık ile ilerleyen kısımlarda ki aralık arasında önemli bir fark vardır. Bu fark zaman geçtikçe gittikçe daha da artacaktır. Psikolojik sorunları bu örneğe benzetebiliriz . Ne kadar geç müdahale edilirse sorun o kadar zorlaşır ve aynı şekilde o sorunun zararlı etkileri giderek artabilir.
Bu kısımdan sonra Anne babalara hangi görevler düşüyor diye sorabilirsiniz. En başta bazı önemli psikolojik yaklaşımları bilmeleri, temel psikiyatrik bozukluklar hakkında genel olarak bilgi sahibi olmaları, problemleri görmezlikten gelmeyerek zamanında müdahale etmeleri gerekliliği diyebiliriz.
Bu ve buna benzer yüzlerce madde koruyucu ruh hekimliği ve ideal psikolojik gelişim için sıralanabilir ama bu kadarı ile yetinip son söz olarak anne babaların çocuk eğitimi konusunda sabırlı olmaları gerektiğini hatırlatalım.
Kaynak: Çocuk ve Gençlerin Eğitiminde İdeal Anne Baba
SEVGİLİ ANNECİĞİM,BABACIĞIM
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenirim. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda bana özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin;ama beni de şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum; ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca da ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı gördüğümde hem bocalıyor hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenilenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. ''Ben senin yaşındayken,” diye başlayan söylevleri hep kulak ardı ederim.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.
Yanlış davranışlarım üzerinde durup onları düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni dinleyin; öğrenmeye en yakın olduğum zamanlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimi aşan işlere zorlamayın; ama başarabileceğim işleri de yapmamı bekleyin.
Benden yaşamın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkışmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; sonra yalana sığınmak zorunda kalırım.
Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim; ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın; yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı istemezsiniz, ben de sizden kusursuz anne baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak dünyaya gelmek benim elimde değildi; ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim...